Papa ile Türk büyükelçi ‘din felsefesi’ konuştu – Sabah / Şubat 2010

Sabah Gazetesi’nin Şubat 2010’da Prof. Dr. Kenan Gürsoy ile Papa 16. Benedict’i ziyareti ve güven mektubunu sunuşuyla alakalı yaptığı röportajın metnidir. Röportajın orijinali için tıklayınız.


Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Kenan Gürsoy, Papa’ya güven mektubunu sundu. Felsefe hocası Gürsoy, Papa ile, “akıl ve iman, etik ve çevre” konularında samimi bir sohbet yaptı

YASEMİN TAŞKIN

Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Felsefe Profesörü Kenan Gürsoy, felsefi ve dini konulardaki engin bilgisi ile daha ilk günlerden Vatikan’da ilgi odağı oldu. Büyükelçi Kenan Gürsoy, Papa 16. Benedict’e güven mektubunu vermeye eşi Prof. Belkıs Gürsoy, kızı öğretim üyesi Betül Gürsoy ve damadı Tansu Haksevenler, Elçi Müsteşar Deniz Kılıçer ve diğer Büyükelçilik mensupları ile birlikte gitti. Bu buluşmasında Papa’yla çok önem verdiği “akıl ve iman, etik, çevre” konularında felsefi boyutta “iki meslektaş gibi” konuşan Büyükelçi Gürsoy, izlenimlerini SABAH’a anlattı:

Papa ile sohbetinizi anlatır mısınız?

Gürsoy- Bu sohbette Papa Hazretinin şahsiyeti ile ilgili tanıklıkta bulunma fırsatım oldu. Papa, çok sempatikti. Dış dünyaya yansıyan sert demeyeyim ama daha ciddi bir havası var. Hayır, çok samimi, mutlaka mesafeli, mutlaka aşkın bir pozisyon. Bu aşkınlığı ya da mesafesi samimiyetten ayrı değildi. Bu defa Türkiye’nin Papalık makamı indinde temsil edilmek üzere Büyükelçi olarak bir felsefeci gönderildiğini kendisine söyledim. “Biliyorum, ben sizin özgeçmişinizi okudum” dedi. Ne yaptığımı, kendi meslek alanımda nelerle meşgul olduğumu, bu alanda nasıl bir seyir takip ettiğimi kendilerine anlattım. Alaka ile dinledi. Dinler arası diyalog, dinler arası etik alanlarında 15 yıla varan süredir faaliyette bulunduğumu arz ettim. Memnuniyetle karşıladılar. Onu da bildiğini, öğrendiğini söylediler. Kendilerinin uzun zamandan beri takip ettikleri dini tecrübenin değerlendirilmesi söz konusu olduğunda akıl ve iman ilişkisi fikrinin felsefi temelde önemli olduğunu düşündüğümü söyledim, bunun üzerine konuştuk. Kendisinin insani olanın ortaya çıkartılması hem de tabiatın olduğu şekilde korunması anlamında ifade ettikleri yaratılışa saygı üzerinde durduk ve bu anlamda Türk Üniversiteleri ve Vatikan kurumları arasında geniş çerçeveli koordinasyon kurulabileceğini düşündüğümü söyledim. Bu etik alanında ve çevre bilinci üzerine oluşturulabilecek bir koordinasyon.
Size ne cevap verdi? Türkiye-Vatikan ilişkilerinin 50. yılı hakkında konuştunuz mu? GürsoyKonuşmanın son safhasında 2010 yılının Türkiye ile Vatikan arasında kurulan diplomatik ilişkilerin 50. yılı olduğunu söyledim. Burada pek çok faaliyet yapılabilmesi ve bir köprü oluşturulabilmesi için faydalı olmak istediğimi ifade ettim. Mesela farklı üniversitelerde kurulabilecek yeni ilişkiler, etik kurumlar arasında oluşturulabilecek ilişkiler, sanat ve kültür etkinlikleri bunlarla alakalı projelerimiz var. Karşılıklı arşiv çalışmaları, Vatikan arşivleri kendi tarihimiz ve kendi düşünce sistematiğimizin tarihi bakımından son derece önem taşıyor. Bunun için kendisinin yardımını talep ettiğimi arz ettim. Papa bu konularda elinden geleni yapacağını ifade ettiler.

PAPA’YA ÇİNİ HEDİYE
Papa ile hangi dilde konuştunuz? 

Gürsoy- Fransızca konuştuk. Harikulade bir Fransızcası var. Yani, felsefi anlamda da çok iyi harikulade bir Fransızcası var. Fransızca konuşmayı da sevdiğini söyledi ayrıca. Merasimin sonunda da benimle beraber gelen şahısları teker teker içeri alarak tanıştı ve onlara kendisini temsil eden bir resmin olduğu bir madalya hediye etti. Yine kendilerine Kütahya çinisinden getirmiş olduğum Hatice Nur Avlupınar adlı sanatçıya ait çini tabağı takdim ettim. Büyük bir beğeni ile teşekkür etti. Daha sonra merasim yürüyüşü ile mekânlarından ayrıldık.

Papa’nın fikirleri ve görüşleri konusunda önceden okuma yaptığınız belli.

Gürsoy- İki felsefeci olarak da konuştuk, bu benim için bulunmaz bir fırsat. Papa ile aynı zamanda iki meslektaş olarak da konuşmuş olabiliyorsunuz. Orada kendisinin inanç ve akıl ilişkisinin bağdaştırılması bakımından uzun zamandan beri takip ettiği bir çalışma alanı var, bu önem kazanıyor, bunu dünya barışı açısından da düşünülebilecek, o fikirlerin temelinde ayrıca görebilirsiniz. Temellendirilmiş bir iman fikri. Ama aynı zamanda bu ekolojiye de imkan verecek, ekolojik problemlerin çözümüne ve etik alana da imkan verecek bir temel görüşü var; yaratılışa yani tabiata insanın asıl tabiatın yapısına uygun olarak yaşanacak bir hayatın anlamlı ve etik olduğunu düşünen bir tarafı var, bu da bu iki fikir bana kalırsa felsefi açıdan değerlendirilebilir.

Felsefeci iki meslektaş olarak konuştuk dediniz, Bu yönünü nasıl buluyorsunuz?

Gürsoy- Çok kuvvetli buluyorum, okuduklarımdan da buluyorum. Acaba ne kadar biliniyor, kendisi ile ne kadar bu alanda iletişimde bulunuyor onu bilmiyorum. Ama çok derin bir felsefi ağırlığının olduğunu veya felsefi arka planının olduğunu çok rahatlıkla görüyorsunuz.